top of page

Ayvalık Kış Festivali Programı Hazır, Biletler Yarın Satışta!

  • Yazarın fotoğrafı: Gokhan Aslan
    Gokhan Aslan
  • 10 saat önce
  • 7 dakikada okunur

Seyir Derneği tarafından Ayvalık Belediyesi işbirliği ile bu yıl ikinci kez düzenlenecek Ayvalık Kış Festivali için geri sayım başladı. 4 – 8 Şubat tarihleri arasında Ayvalık Belediyesi Vural Sineması Nejat Uygur Sahnesi’nde gerçekleşecek Kış Festivali’nde Cannes, Berlin, Venedik başta olmak üzere dünyanın önemli festivallerinde prömiyer yapan, Altın Küre, Bafta, Oscar gibi ödül adaylıklarında adını duyuran 18 film ve ulusal sinemamızdan iki yeni bir de restore edilmiş klasikleşmiş bir yapım izleyiciyle buluşacak. 


Kış aylarında da Ayvalık’ı sinemaseverlerin buluşma noktası haline getirecek gösterimler için biletler 28 Ocak Çarşamba günü Biletix üzerinden satışa sunulacak. Biletler, hafta içi gündüz seansları için 150 TL, akşam ve hafta sonu tüm seanslar için indirimli 150 TL, tam 250 TL’den alınabilir.



Kış Festivali’nde Hangi Filmler Var?

Kış Festivali’nde usta sinemacıların son filmlerinden, genç yönetmenlerin ilk filmlerine, gerçek hikâyelerden, direniş öykülerine, aile, yas, annelik temalarından büyüme hikâyelerine kadar pek çok farklı konuyu ele alan 21 film yer alıyor.   


Usta Yönetmenlerin Yeni Filmleri Kış Festivali’nde!

Prömiyerini yaptığı Cannes Film Festivali’nde izleyiciden tam not alan, İzlanda’nın Oscar adayı olarak seçilen Hlynur Pálmason’un yeni filmi Aşktan Geriye Kalan / The Love That Remains, içinde yaşadığımız zamanı keşfeden, günümüzde geçen bir hikâye anlatıyor ve ayrılık sürecindeki  3 çocuklu bir ailenin hayatını merkeze alıyor.  Pálmason, gündelik hayatlarına odaklandığı aile ile sevgi, kayıp ve birlikte kalabilmenin anlamını sade ama güçlü bir dille sorguluyor.


Jim Jarmusch’un altı yıllık aradan sonra çektiği Baba Anne Kız Kardeş Erkek Kardeş / Father Mother Sister Brother, Cate Blanchett, Adam Driver, Tom Waits ve Vicky Krieps gibi güçlü bir oyuncu kadrosuyla üç farklı ülkede geçen üç hikâyeyi bir araya getiriyor. Yetişkin çocuklarla ebeveynleri arasındaki mesafeyi, sessizliği ve kırılgan bağları hem mizahi hem de hüzünlü bir dille ele alan film, Venedik Film Festivali’nde Altın Aslan’a layık görüldü.


Park Chan-wook’un Venedik Film Festivali'nde dünya prömiyerini yapan filmi Başka Yolu Yok / No Other Choice, işsiz kalan bir adamın giderek karanlıklaşan seçimlerini kara mizah tonunda anlatıyor. Donald Westlake'in The Ax adlı romanından uyarlanan filmde, başrolü Squid Game’den tanıdığımız Lee Byung-hun üstleniyor. 2005 yılında aynı romanı filme uyarlayan Costa-Gavras’ın Park Chan-wook filmi geliştirirken destek verdiği film, Güney Kore’nin Oscar adayı olarak seçildi.


Ali Asgari’nin Venedik Film Festivali Orizzonti bölümünde prömiyerini yapan yeni filmi İlahi Komedya / Divine Comedy, İran’da hiçbir filmine gösterim izni verilmeyen bir yönetmenin, son filminin de yasaklanmasının ardından ifade özgürlüğü için verdiği absürd mücadeleyi konu alıyor. Sansür ve bürokrasinin işleyişini kara mizah yoluyla görünür kılan filmde Bahram Ark ve Sadaf Asgari kendilerinden esinlenen karakterleri canlandırıyorlar. 


Yorgos Lanthimos'un Venedik Film Festivali’nde prömiyerini yapan, Oscar’da En İyi Film, En İyi Uyarlama Senaryo, En İyi Kadın Oyuncu ve En İyi Film Müziği dallarında aday gösterilen yeni filmi Bugonia, ölmekte olan modern dünyaya yönelik keskin bir eleştiri sunuyor. Lanthimos’un, Emma Stone ve Jesse Plemons ile iş birliğini sürdürdüğü film, iki gencin dünyayı yok etmeye kararlı bir uzaylı olduğuna inandıkları bir iş insanını kaçırmasını konu alıyor. Kara mizah ve bilimkurguyu harmanlayan film, modern dünyanın paranoyalarını sert bir dille ele alıyor.


Oscar ödüllü Sebastián Lelio’nun Cannes’da dünya prömiyerini yapan müzikali Dalga / The Wave, Şili’deki feminist kolektif Las Tesis’in 2019 yılındaki protestolarından ilham alarak üniversite kampüslerinde başlayan bir başkaldırıyı merkezine alıyor. Daniela López’in canlandırdığı Julia’nın kişisel travmaları ile kolektif direnişin iç içe geçtiği film, adalet arayışını müzik ve koreografiyle güçlü bir politik anlatıya dönüştürüyor.


Usta yönetmen Paolo Sorrentino’nun altı ödüle layık görüldüğü Venedik Film Festivali’nde  ilk kez izleyici ile buluşan ve büyük övgü alan filmi La Grazia yönetmenin deyimiyle “aşk, şüphe, sorumluluk, babalık ve ahlaki ikilem üzerine bir film.” Venedik Film Festivali’nde filmdeki performasıyla En İyi Erkek Oyuncu ödülünü kazanan Toni Servillo, görev süresi sona ermek üzere olan kurgusal İtalya Cumhurbaşkanı Mariano De Santis rolünde, hem politik hem de son derece kişisel bir vicdan muhasebesiyle karşımıza çıkıyor. Karar vermek zorunda olduğu iki hassas af talebi De Santis’i ahlaki ve kişisel bir yol ayrımına getiriyor. 


Paul Thomas Anderson’ın Thomas Pynchon’ın Vineland romanından esinlendiği ve Leonardo DiCaprio, Sean Penn ile Benicio Del Toro’nun rol aldığı Savaş Üstüne Savaş / One Battle After Another, politik mizahı ve epik anlatımıyla geçmiş devrimlerin bugüne uzanan yankılarını ele alıyor. 13 dalda Oscar’a aday gösterilen, En İyi Film (Müzikal/Komedi), En İyi Yönetmen, En İyi Senaryo ve En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu dalında Altın Küre’ye layık görülen Savaş Üstüne Savaş, eski bir devrimci olan Bob'un, yıllar öncesinde kendi örgütlerini bitirmeye ant içmiş olan bir devlet görevlisinin kızının peşine düşmesi sonrası eski yoldaşlarıyla birlikte kızını kurtarmaya çalışmasını konu ediniyor.


Gerçek Hayattan Beyazperdeye…

Kaouther Ben Hania imzalı Hind Rajab’in Sesi / The Voice Of Hind Rajab, Gazze’de İsrail ateşi altındaki bir arabada mahsur kalan altı yaşındaki bir çocuğun Kızılay gönüllüleriyle yaptığı gerçek telefon kayıtlarından yola çıkarak, tüm dünyanın duyduğu ama karşılık bulamayan bir yardım çağrısını beyazperdeye taşıyor. Prömiyerini yaptığı Venedik Film Festivali’nden beri çokça konuşulan film, festivalden Gümüş Aslan Büyük Jüri Ödülü dahil olmak üzere sekiz ödülle döndü, San Sebastian Film Festivali’nde İzleyici Ödülü’ne layık görüldü.


James Vanderbilt’in yönettiği Nürnberg / Nüremberg, Rami Malek ve Russell Crowe’un başrollerinde yer aldığı, II. Dünya Savaşı sonrası Nürnberg Mahkemeleri sırasında geçen bir psikolojik dram. Filmde Nürnberg Mahkemeleri’nde görev yapan Amerikalı psikiyatrist Douglas Kelley ile Nazi liderlerinden Hermann Göring arasındaki zekâ savaşı üzerinden adalet, suç ve insan doğasının karanlık yönleri sorgulanıyor. Jack El-Hai’nin ülkemizde Nazi ve Psikiyatrist adıyla yayımlanan kitabının çarpıcı uyarlaması film, tarihin en kritik duruşmalarından birinin perde arkasında yaşanan sıra dışı bir olaya odaklanıyor.


Ido Fluk imzalı Köln 75, tüm zamanların en çok satan caz kayıtlarından biri olan Keith Jarrett’ın 1975 tarihli Köln Concert albümünün perde arkasındaki gerçek hikâyeyi anlatıyor. 18 yaşındaki lise öğrencisi Vera Brandes’in tüm imkânlarını zorlayarak, her şeyini riske atmak pahasına gerekli koşulları sağlamasıyla mümkün olan ve Jarrett’ın tamamen doğaçlama olarak gerçekleştirdiği bir saatlik konserin arka planını gözler önüne seren film, prömiyerini Berlin Film Festivali kapsamında özel bir gala ile yaptı. 


Japon Sineması’nın Dikkat Çekenleri

Japon yönetmen Chie Hayakawa’nın kişisel deneyimlerinden beslenen Renoir, 1980’ler Tokyo’sunda hasta babası ve tükenmiş annesi arasında sıkışan 11 yaşındaki Fuki’nin iç dünyasına odaklanıyor. Yui Suzuki’nin canlandırdığı Fuki, hayal gücü ve fantezi yoluyla gerçeklikle baş etmeye çalışırken film, yas ve dayanıklılığı şiirsel bir anlatımla ele alıyor. Film dünya prömiyerini Cannes Film Festivali’nde yaptı.


Lee Sang-il’in prömiyerini Cannes Film Festivali Yönetmenlerin On Beş Günü bölümünde yapan filmi Kokuhô, bir Yakuza ailesinden çıkıp Kabuki tiyatrosunun en saygın ustalarından birine dönüşen Kikuo’nun destansı hikâyesini anlatıyor. Japonya’da 10 milyon izleyiciye ulaşarak tüm zamanların en çok izlenen filmlerinden biri olan ve Oscar’a aday gösterilen film, onlarca yıla yayılan bir dostluk ve rekabet öyküsünü gelenek, kimlik ve fedakârlık temaları etrafında kuruyor. 


İlk Filmler, Oyunculuktan Yönetmenliğe Geçenler!

Sundance Film Festivali’nde hem Seyirci Ödülü hem de Jüri Özel Ödülü kazanan Dj Ahmet, Kuzey Makedonya’da yaşayan 15 yaşındaki Yörük çocuğu Ahmet’in mizah, duygu ve müzik ile harmanlanmış hikâyesini anlatıyor. Annesini kaybettikten sonra evinin ve ailesinin tüm yükünü sırtlayan Ahmet’in müzik tutkusu ile toplumsal beklentiler arasında verdiği mücadeleyi sıcak ve duygusal bir dille anlatıyor. Georgi M. Unkovski yönetmenliğindeki film izleyiciyle sıcak bir büyüme hikâyesi sunuyor.


Cyril Aris’in yönettiği Hüzünlü ve Güzel Bir Dünya / A Sad and Beautiful World, Beyrut’un en karanlık dönemlerinde doğan Nino ve Yasmina’nın yıllar sonra, ülke yeni bir toplumsal çalkantının eşiğindeyken bir kez daha karşılaşmasını anlatıyor. Mounia Akl ve Hasan Akil’in başrollerini paylaştığı film, biri gitmeyi diğeri kalmayı savunan iki eski âşık üzerinden aşk, sürgün ve aidiyet kavramlarını ele alıyor ve Venedik Film Festivali’nde Seyirci Ödülü’nü kazandı.


Scarlett Johansson’ın ilk uzun metraj yönetmenlik denemesi olan Müthiş Eleanor / The Great Eleanor, June Squibb’in hayat verdiği 90’lı yaşlarındaki Eleanor’un, en yakın arkadaşının kaybı sonrası New York’ta yeni bir hayata tutunma çabasını anlatıyor. Küçük bir yalanın beklenmedik sonuçlara yol açtığı film, aile, yas ve hikâye anlatmanın gücü üzerine incelikli bir portre sunuyor. Cannes Film Festivali Belirli Bir Bakış bölümünde prömiyerini yapan filmde June Squibb’e Erin Kellyman ve Chiwetel Ejiofor eşlik ediyor.


Cherien Dabis’in yazıp yönettiği ve başrolünde yer aldığı Senden Geriye Kalan / All That’s Left You, Batı Şeria’daki bir protestoyla başlayan anlatısını 1948’den 2022’ye uzanan üç kuşaklık bir Filistinli aile destanına dönüştürüyor. Saleh Bakri ve Mohammad Bakri’nin Dabis’e eşlik ettiği film, bir annenin hafızası üzerinden umut, direniş ve yerinden edilmenin yarattığı kalıcı travmaları ele alıyor. Sundance Film Festivali’nde dünya prömiyerini yapan film, Ürdün’ün Oscar adayı oldu.


Babygirl ve Hüzün Üçgeni filmlerindeki performanslarıyla dikkatleri üzerine çeken Harris Dickinson ilk yönetmenlik denemesi Serseri / Urchin  ile bağımlılık ve fırsat eşitsizliği üzerine son derece kişisel ve gerçekçi bir portre çiziyor. Londra sokaklarında yaşayan evsiz Mike’ın, hapishane ile sokak arasında sıkışmış hayatını yeniden kurma çabasını izleyen film; onu sürekli geriye çeken yıkıcı döngüleri yer yer mizahi bir dille ele alıyor. Cannes Film Festivali Belirli Bir Bakış bölümünde dünya prömiyerini yapan ve FIPRESCI Ödülü’ne layık görülen film, başroldeki Frank Dillane’a En İyi Erkek Oyuncu ödülü kazandırdı. 


Festival’in Yerlileri

Sinemamızın usta yönetmenlerinden Reha Erdem’in ilk uzun metrajlı filmi A Ay, MUBI’nin restorasyon projesi kapsamında yenilenen kopyasıyla Kış Festivali’nde izleyiciyle buluşacak. Fransa’dan getirtilen 16 mm orijinal negatif filmin restore edilmesiyle ortaya çıkan, aslına sadık kalınarak günümüze taşınan filmin gösterimi sonrasında Reha Erdem Ayvalık izleyicisiyle bir araya gelecek. Eski bir evde kuralcı halası ve hasta dedesinin yanında annesiz büyüyen 11 yaşındaki Yekta’nın hayatından bir bölüm sunan A Ay, masalsı, etkileyici görselliği, sıradışı anlatımı ve deneysel arayışlarıyla sinemamızda mihenk taşı niteliğinde bir yere sahip. Yeşim Tozan, Gülsen Tuncer, Nurinisa Yıldırım ve Münir Özkul’un başrolünde yer aldığı film, Münir Özkul’un sinemada rol aldığı son film olarak da ayrı bir öneme sahip.


Emine Emel Balcı’nın Buradayım, İyiyim filmi, doğum sonrası depresyonla mücadele eden bir annenin, dayanışma ve özgürleşme arayışını merkezine alıyor. Anneliğe alışmaya çabalarken sıkışıp kaldığını hisseden ve nefes alabileceği her fırsatta evden dışarı çıkmanın yollarını arayan Filiz, “kendine ait bir araba” almaya niyetlenir; bu sırada tanıştığı Şule ile yeni bir dayanışma ihtimali doğar. Ankara Film Festivali’nde En İyi Yönetmen ve FİLM-YÖN En İyi Yönetmen ödüllerine layık görülen yönetmen Emine Emel Balcı ile filmdeki performansıyla Adana Altın Koza Film Festivali’nde En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’nü kazanan Bige Önal gösterim sonrası Ayvalık’ta izleyicilerle bir araya gelecek. Filmde Şule karakterine Elit İşcan hayat veriyor. 


Özkan Çelik’in neredeyse tek mekânda geçen filmi Perde bir yemek masası etrafında birbirinden farklı dertler ve doğrulara sahip bir arkadaş grubunu bir araya getiriyor. Perde, savunduğumuz doğruların kendi çıkarlarımız söz konusu olunca ne kadar arkasında durabileceğimizi, eve girmeden önce kedilere mama verirken komşunun penceresinde gördükleri yüzünden hayatının en azap dolu gecesini yaşayan Samet ve eşi üzerinden sorguluyor. Film, prömiyerini yaptığı Adana Altın Koza Film Festivali’nde En İyi Senaryo ödülünün yanı sıra başroldeki Tülin Özen’e En İyi Kadın Oyuncu, Duygu Karaca’ya En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu ödülü kazandırdı. Bedir Bedir ise hem Adana Altın Koza Film Festivali’nde hem de Ankara Film Festivali’nde En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu ödülüne layık görüldü. Filmin yönetmeni Özkan Çelik ile senarist ve oyuncularından Cem Zeynel Kılıç Ayvalık’ta gösterim sonrası filme dair merak edilenleri yanıtlayacak.

 
 
AFF Logo TR.png

Ayvalık Uluslararası Film Festivali, 2022 yılının şubat ayında kurulan Seyir Derneği tarafından düzenleniyor. Seyir Derneği, Ayvalık’taki zengin kültür sanat hayatının yeni bir üyesi olmasına karşın bu alanda deneyim sahibi bir ekip tarafından kuruldu.

2024 | © Ayvalık Uluslararası Film Festivali

E-BÜLTEN ABONELİĞİ

Abone olduğunuz için teşekkürler!

bottom of page